Bir garip Altın Küre değerlendirmesi...
Meltem Cumbul benim aklımda uzun süreden beri rahmetli Defne Joy Foster'ın ünlülerin evlerini gezdiği Çat Kapı programında banyoya geldiklerinde "işte Meltem Cumbul bu küvetin içinde cumbul cumbul" cümlesiyle yer ediyordu. Dün geceki Altın Küre cameo'suna kadar...
Biz gerçekten de her taşın altından Meltem Cumbul'un çıktığı bir dönem atlattık. O dönem aynı ekolden olan Hülya Avşar gibi Meltem Cumbul da pek çok fonksiyonu bünyesinde barındırıyordu. Yeri geldiğinde yerli sinemamızın aranılan ismi, yeri geldiğinde sular içinde göğüs hizasından yukarısı çıplak video klip çekebilecek kadar cesur bir popçu, törenlerin aranılan sunucusu ve uluslararası platformlarda ülkesini gururla temsil eden bir ateşeydi o. Altın Küre'lerde çıkıp ödül sunacağını duyduğumda filmlerde rol almak için gittiği Amerika'daki lobi faaliyetlerinin nihayet bir işe yaradığına sevinmiştim aslında. Peki o zaman ne yanlış gitti de bu kültür ateşesi dün geceden beri dalga konusu oldu?
Meltem Cumbul sahneye çıkıp "Altın Küreler benim ülkemin de içinde bulunduğu 199 ülkede izleniyor, ben çocukkene de çok izlerdim zaten (onlar Oscar'lardı ama kim takar, nerde bulcam sizi bi daha), yurtta barış dünyada barış (işaret yapılır)" dedikten sonra içkiden kafasını kaldırıp sahnede neler olduğuna bakabilenlerin çoğu şu soruları sordu: "who the fuck is this woman?" ve "what the fuck is she doing there?" Bizse kendi ifadelerimiz ve dilimizde üç aşağı beş yukarı şu ecnebi sorusunu sorduk: "Meltem, what the fuck was that?"
Sabahtan beri herkesin yaptığı gibi Meltem Cumbul'a çemkirmek istemiyorum. Hoş ben de isterdim orada Nuri Bilge Ceylan gibi daha enternasyonel bir ismimizi görelim, veyahut en olmadı hazır Game of Thrones'ta da oynamışken Sibel Kekilli çıksın bir ödül versin ama olmadı. Bunca seneden sonra bile Meltem Cumbul'un gene bir delik bulup oradan fırlaması ve kötü de olsa kendinden bir şekilde söz ettirmesi başlı başına bir başarı bana kalırsa. Muhtemelen son dakikada programda değişiklik oldu, Hollywood Yabancı Basın Birliği'nin starfucker takıntısı tuttu ve Madonna'yı biraz daha sahnede göstermek istediler. Yabancı Film ödülünü ona sundururken haliyle Meltem'i de geri gönderemeyecekleri için bir bölüm ayarladılar ona da (abla çık ne istersen söylersen söyle mi dediler naptılar artık orasını pek bilemiyorum). Nolursa olsun Meltem'in buralardan kalkıp Los Angeles'ta barış güvercinliği misyonunu üstlenmeye gittiğini hiç sanmıyorum. O açıdan boku HYBB'ye atmakta da bir sakınca görmüyorum. Ben bile olsam en azından bir vtr sunsun diye çıkartabilir ya da yalnız çıkanlardan birinin yanına konuşlandırabilirdim. Bu da ne kadar amatörce ve son dakika karar verdiklerini gösteriyor (evet Mert evet mikemmel tespitler canıms).
Meltem'in cumbullarını bırakıp törenin dingoluklarına dönersem, aklımda kalanlar;
- Ricky Gervais'i geçen seneki kadar komik bulmadım. Onca eleştiriden ve tartışmadan sonra konuşmasını törpüleme ihtiyacı hissetmiş besbelli (öyle bir baskıya boyun eğeceğini sanmam. Bence bir çeşit otokontrol oturtmuş). Çok fazla kişiye sataşmadı. Fakat Johnny'e sorduğu "Turist'i izledin mi?" sorusu ve Madonna'yı tanıtmak için kullandığı "Queen of Pop" tabirinin arkasından "sana demiyorum Elton, sen otur yerine" cümlesi aklıma geldikçe gülüyorum.
- Amy Poehler adaylar arasında tanıtılırken arkadan kadraja girmeye çalışan Tina Fey'in yüz ifadesine halen gülmekteyim.
- Düşünün ki bir dizi var. Herkes en iyi olduğu konusunda hemfikir, çok kaliteli, çok başarılı bir prodüksiyon (evet o) fakat ona rağmen gene de en iyi diziyi kazanamıyor. İşte bu tip ödül törenlerinin "tricky" noktası da burası, garip ama doğru bir tabir olacak sanırım ama "ödül almak için en iyi olmak yetmiyor". Homeland'in ödülü alışını Irak Savaşı'yla ilgili olmasına bağlamak istemiyorum, muhakkak ki iyidir ama geçen senelerde bir The Hurt Locker örneğini de gördük. Bu konuda halen zaaflılar. Irak Savaşı'nı iyi anlatan hikayelere kayıtsız kalamıyorlar.
- En kısa zamanda Boss'a başlanacak.
- En kısa zamanda Homeland'e başlanacak (napim abi, ödül aldı adamlar o kadar)
- Daha önce söylediğimi yenileyeceğim, bu sene çok çok iyi filmler izlemedim. Drama dalında aday olanların hiçbirine çok iyi diyemiyorum. Genel anlamda beğendim ama bu diğerlerinden kat kat daha iyi demem zor. Gene de Hugo alsın isterdim.
- Martin Scorsese'nin aldığı ödül çok büyük teselli oldu benim için. O listedeki tek gerçek yönetmendi. Sırf Georges Méliès'e saygı duruşundan ötürü bile hakkıdır. Fakat konuşmasında neden hiç kendisinden bahsetmediğine anlam veremedim. Biraz üzülmedim değil.
- Bu senenin Clooney rüzgarlarının estiği son sene olmasını umuyorum. Yani film yönetti, oynadı.. oynadığı film bi sürü dallarda aday oldu, çektiği film ayrı aday oldu. Çok iyi, çok başarılı olabilir ama ben biraz bunaldım açıkçası. Hollywood'ta bu kadar üretken başka aktör yokmuş gibi hareket etmeye başladılar. Buna ek olarak sektörün biraz da artık taze kana ihtiyacı var. Michael Fassbender ve Jean Dujardin çok "fresh" isimler oldu bu sene onun için. Farkındaysanız Brad Pitt, George Clooney, Leonardo DiCaprio gibi "star" isimler arasında dönüp duruyoruz senelerdir. Hepsi sevdiğim isimler de fazla "star"lar, eğer düzgün ifade edebildiysem.
- Yardımcı kadın oyuncuyu Jessica Chastain alamazsa çok üzülürüm diye düşünüyordum ama Octavia Spencer aldığında fark ettim ki en az onun kadar çok sevmişim. Kararımı da değiştirmeme yardımcı oldu. Jessica zaten sektöre bomba gibi düştü. Daha da üretkenleşecektir (6 film çekti bu sene. daha ne kadar üretkenleşecekse..), vakti var bana kalırsa. Zaten en kötü Diana'yı oynadığında kesin alır. O açıdan Oscar'larda Octavia'dan yanayım.
- Meryl Streep ve taklit oyunculuğunu halen desteklemiyorum. Ödül kazandığındaki şoku ise ayrı bir ödül hak ediyor şüphesiz. Yanlış anlaşılmasın ben Meryl Streep'i halen çok seviyorum. Fakat oynuyormuş gibi değil de daha samimi, içten bir performansla ödül almasını daha çok istiyorum. Umuyorum tüm doğallığıyla
kalbimizi kazanan Michelle Williams Oscarlarda da yüzümüzü kara çıkarmaz (hadi annem, utandırma bizi).
- Biraz fazla starfucker'lık yaptılar. Sırf Madonna sahnede gözüksün diye verilen ödül, Spielberg'in aldığı Tenten ödülü. Hoş çemçük ağızlı, böyle tövbe yarabbim çirkin suratlı yaratıklarla dolu Rango'yu izlemedim, izlemem de ancak bu kadar kişi iyi dediyse bildikleri vardır. O açıdan Tenten'in kazanmasını biraz "ünlü gösterelim" çabasına ve teknik başarısına bağlıyorum.
- Modern Family... aldıkları her ödül hakları. Sofia Vergara'nın İspanyolca kabul konuşması en az dizi kadar komikti. Hastanız Sofia Apla!!!!
- Bunlar dışında aklımda kalan fazla bir şey olmadı. Zaten ben de 5 gibi uyuyakalmışım, nasıl sıkıcıysa demek tören. Az buçuk beğendiğim şıkları da yazayım; Lea Michelle, Paula Patton, Emma Stone, Charlize Theron, Reese Witherspoon, Sofia Vergara...
* O bu değil de Altın Küreleri Meltem Cumbul'la değerlendirmeye başlayacağım hiç aklıma gelmemişti.. hayat ne tuhaf Cumbullar felan..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)







0 yorum:
Yorum Gönder